EL-BİRUNİ

EN BÜYÜK VE DEĞERLİ TÜRK-İSLAM BİLGİNLERİNDEN BİRİ

                                                        EL-BİRUNİ (973-1051?)

“1000 yıl önce Orta Asya’da yaşayan evrensel deha Biruni; Astronom, Tarihçi, Botanikçi, Eczacılık Uzmanı, Jeolog, Şair, Mütefekkir, Matematikçi, Coğrafyacı ve Hümanist” (Conrier Dergisi, Kapak, Haziran 1974)

Tam adı Ebu Reyhan Muhammed bin Ahmed el-Biruni’dir. Batı dillerinde adı Alberuni ya da aliboron olarak geçer. Biruni 973 yılında Harezm’de doğdu. (Harezm,  günümüzde  Türkmenistan ve Özbekistan sınırları içinde kalan ve Ceyhun Nehri boyunca uzanan tarihsel bölgenin adıdır.) Küçük yaşta babasını kaybeden ve zor şartlarda büyüyen Biruni daha çocuk yaşta araştırmacı bir ruha sahipti.  Öğrenme ve bilgisini artırma konusunda son derece şevkliydi. Harizmşahların himayesine aldığı Biruni, eğitimini burada aldı ve saray ortamında yetişti. Harezm sarayında astronomi ve matmatik öğrendi. İbni Irak ve Abdüssamed bin Hakim’den dersler aldı. Araştırmacı bir kişiliğe sahip olan Biruni üstün gayretlerle bu ortamda kendisini çok iyi yetiştirdi. İlk kitabını 17 yaşında yazmaya başladı. Fakat o dönem Me’munilerin Kâs’ı alıp Hârizmşah devletini ortadan kaldırdılar. Bunun üzerine Biruni Kâs’tan ayrıldı, bir süre İran’da kaldı. Daha sonra Ziyariler hükümdarının sarayına kabul edildi. Burada El-Âsârü’l-Bâkiye(Geride Kalan Yüzyıllar) isimli eserini yazdı. 2 yıl sonra tekrar yurduna dönerek ünlü alim Ebü’l Vefâ ile bir araya geldi ve gök bilimi ile ilgili olarak gözlem çalışmaları yaptı. Dönemin hükümdarı Ebü’l Abbas, sarayında Biruni’ye yer verdi ve kendisini vezir olarak görevlendirdi.

Biruni, Gazneli Mahmut’un 1017’de Harezm devletine son vermesiyle, Gazne şehrine gelerek, 44 yaşında iken Gaznelilerin himayesine girdi. Gazneli Mahmut’tan olduğu gibi oğlu Mesut ve torunu Mevdut’tan da yüksek itibar gördü. Gazneli Mahmut’un Hindistan seferinde, Sultan’ın baş danışmanlığını ve hazine genel müdürlüğünü yaptı. Gazneli Mahmut onun için “Sarayımızın en değerli hazinesidir” demişti.

Biruni, bu sırada Hint dil ve kültürünü çok iyi inceleme fırsatı buldu. İlmi ve yeteneği ile kısa sürede Hintli bilginlerin dikkatini çekerek kendisine hayran bıraktı. Kendisine sunulan tüm imkanları değerlendirerek siyasî ve ilmî araştırmalarını sürdürdü. Hindistan’ın fethinin ardından Hindistan’ın Nendene şehri taraflarında ilmi çalışmalarını sürdüren Biruni, orada Sanskritçe’yi öğrendi ve Hintlilerin örf ve adetlerini inceledi. Daha sonra tekrar Gazne’ye döndü ve yaşamının geri kalan kısmını orada geçirdi. Bu dönem Biruni’nin bilimsel çalışmalar yönünden en verimli dönemi oldu. Uzun yıllar boyunca hazırladığı “Tahdidu Nihayeti’l-Emâkın” adlı kitabını 1025 yılına denk gelen bu dönemde tamamladı.

Biruni, astronomi üzerine yaptığı “Kanunu Mes’ûdî” adlı en önemli çalışmayı Gazneli Mahmut’un oğlu Mesut’a ithaf etti. Sultan Mesut, kendisine sunulan bu eser için Biruni’ye  mükafat olmak üzere bir fil yükü gümüş para verdi fakat o bu hediyeyi kabul etmedi. Biruni, “Kitabü’s Saydele fi’t Tıb” isimli son eserini yazdığında 80 yaşın üzerindeydi. Yalnız İslam âleminin değil, tüm dünyada asrının en büyük alimi olan Biruni’nin ölüm tarihi tam olarak bilinmemektedir. Değişik kaynaklarda 1048-1061 yılları arasında değişen tarihlerde Gazne’de vefat ettiği belirtilmektedir.

                                                             ESER VE ÇALIŞMALARI

Biruni; matematik, geometri, astronomi, fizik, kimya, tıp, eczacılık, tarih, coğrafya, filoloji, etnoloji, jeoloji, dinler ve mezhepler tarihi gibi 30 kadar ilim dalında çalışmalar yaptı. 1037 yılına kadar bu ilimlere dair 113 eser verdi. Hayatının son 12 yılında ise, 83 kitap yazdı. Ne var ki bunlardan 22 tanesi günümüze kadar gelebilmişti. Farsça, Arapça, İbrânîce, Süryânice, Rumca ve Çince gibi lisanları bilen Biruni’nin eserleri halen Batı bilim dünyasında kaynak eser olarak kullanılmaktadır.

Biruni’nin eserleri incelendiğinde, onun derin bir din kültürü almış ve aldığı bu din ilimleri kültürünü hayata geçirmiş ve çalışmalarına yansıtmış olduğu görülür. Biruni’nin dehasını ve ilmi başarılarının sırrını onun bu yönünde aramak isabetli olacaktır. En ünlü eserleri şunlardır:

El-Âsâr’il-Bâkiye an’il-Kurûni’i-Hâli-ye.

El-Kanûn’ül-Mes’ûdî

Kitâb’üt-Tahkîk Mâ li’l-Hind.

Tahdîd’ü Nihâyeti’l-Emâkin li Tas-hîh-i Mesâfet’il-Mesâkin.

Kitâbü’l-Cemâhir fî Mâ’rifet-i Cevâ-hir.

Kitâbü’t-Tefhîm fî Evâili Sıbaâti’t-Tencîm.

Kitâbü’s-Saydele fî Tıp.

  Biruni bilim hakkında ; “İlim adamına yani ilim hizmetçisine lazım ve kaçınılmaz olan şey, ilmin bütün sahalarında yeterli bir seviyede olamasa bile, ilimler arasında bir ayrım yapmamak her birinin hakkını vermektir. Çünkü ilim güzeldir lezzeti de kalıcıdır. Araştırma boyunca bu lezzet sürer gider. Araştırma bitince lezzette son bulur. İlim adamı kendinden önce gelen alimlere hor gözle bakmamalı; tevazu ile eserlerine yaklaşıp, istifade etmelidir. Böylece en doğru ve sağlam bilgilere ulaşacak, kusurlu, hatalı bilgilerden uzak durmuş olacaktır” demiştir.

Biruni’nin bilimsel yöntemi gözlem, deney ve tecrübedir. O, deney ve gözleme tabi tutulamayan veya test edip sonuçlarını matematiksel ifadelerle ortaya koymaktan yoksun olan felsefi ve mistik spekülatif bilgileri ilmi çalışmalarının merkezine almamıştır. Bu bilimsel bakışını sosyal bilimlere de alan araştırması, kaynak taraması, fenomenoloji gibi bilimsel yöntemlerle uygulamış ve sonuçta başarılı çalışmalara imza atmıştır. Dinleri ve kültürleri içerden bakış yöntemiyle ele almış, objektif bir şekilde hakikat arayışına girmiştir. Bu bakımdan Ortaçağın en büyük bilim adamı olma özelliğini kazanmış ve yüzyıllar boyunca Doğu ve Batı bilim dünyasına bu bilimsel yöntemleriyle öncülük etmiştir.

  • : Meçin,M.M.(2014). Ebu Reyhan El-Biruni ve Bilimsel Bakışı Üzerine Bir Analiz. Tarih Okulu Dergisi. Sayı 10. sayfa 27.(Aralık 2014) Uyanık, V. ve Aksoy, Y.(2013).Tarihteki Ünlü Bilim Adamları.İstanbul:Melisa Matbaacılık.
Paylaş
Araç çubuğu