Temel Güvene Karşı Güvensizlik

İlk dönem, doğumdan bir buçuk yaşına kadar süren bir dönemi kapsar. Freud’un önerdiği gelişim dönemlerinden oral döneme denk düşer. Bu dönemde haz bölgesi ağızdır. Belli başlı davranış biçimi olarak emme, ya da içine alma gösterilebilir. Bebek bu dönemde etrafındaki uyarıcıları içine almaya çalışır. Bunu hem emme biçiminde hem de diğer duyu organlarıyla yapmaya çalışır. Örneğin gözleriyle etrafında gördüklerini içine almaya, kulaklarıyla duyduklarını içine almaya çalışır. Bu dönemin ikinci kısmında diş çıkarma ile birlikte ısırma davranışı görülmeye başlar. 

Bu dönem uygun şekilde geçirilmediği takdirde, ağızla ve içe almayla ilgili birtakım davranışlar sıklıkla görülebilir. Sigara içme gibi.

Bebek bu dönemde içine doğmuş olduğu dünyanın güvenilir bir yer olup olmadığını anlamaya çalışır. Eğer bu dönem iyi geçirilirse temel güven duygusu edinilir. annenin (veya onun yerine geçen kişinin)davranışları bu dönemin en önemli ögelerinden birisidir. Anne çocuğuna dünyanın güvenilir bir yer olduğunu hissettirmelidir. Çocuk üç boyut içinde güven duygusu kazanabilir: aşinalık(tanıdıklık), tutarlılık ve süreklilik. Eğer çocuğa bakan kişi çocuğa aşina geliyorsa (örn. çocuğa bakan sık sık değişmiyorsa), tutarlı davranıyorsa ve davranışları ve tutarlılık süreklilik gösteriyorsa çocuğun güven duygusu edinmesi kolaylaşır. Tutarlı olduğu anlaşılan şeylere güvenebilir. Güvenilmez olanlar genellikle tutarsız olanlardır. Bu yüzden çocuklar kısıtlama ve sınırlamalardan değil tutarsızlık ve anlamsızlıklardan rahatsız olurlar.

Bebeğin temel güven duygusunun göstergeleri beslenme kolaylığı, uyku derinliği ve bağırsaklarının gevşekliğidir. Yani bebek kolayca beslenebiliyorsa, derin uyku uyuyabiliyorsa ve bağırsakları iyi çalışıyorsa temel güven duygusu edinmekte olduğu sonucu çıkarılabilir. 

Bebeğin temel güven duygusuna sahip olduğunun diğer bir göstergesi de bakıcı(anne) yanından ayrılınca ona izin vermesidir. Eğer çocuk annesinin yanından ayrılmasına izin vermiyorsa, ağlamaya huzursuzlaşmaya başlıyorsa, annesinin geri geleceğine güvenmiyor demektir.

Eğer anne ve baba çocuğa aşırı güven verirse, her ağladığında koştururlarsa, aşırı koruyucu davranırlarsa çocukta Erikson’un duyusal uyumsuzluk dediği durum ortay çıkar. Çocuk aşırı güven duyar ve işin kötüsü yaşamında kendini koruyamaz. Pollyannacılık oynamaya çalışır. Her şeyi en son sınıra kadar iyiye yormaya çalışır. Buna karşılık güvensizlik boyutunda yetiştirilen çocuklar çekinmenin kötü eğilimini taşırlar, yani depresyon, paranoya ve bazen psikozla karakterize edilen içe kapanma özellikleri gösterirler. Dengeli ve sağlıklı gelişim umut duygusunu doğurur.

Erikson, dini duygudan ileri gelen iç huzurun çocuğun temel güven duygusu edinmesinde önemli rolü olduğunu ve annenin huzurlu olmasının önemini vurgular.

  • :

    Bacanlı, Hasan, (2003), Gelişim ve Öğrenme, Ankara: Nobel Yayıncılık

Paylaş
Araç çubuğu